Afrodit’in, Venüs’ün, Osiris’in saçlarını süsleyen, kralların güzel kokmak için kullandığı, şifacıların karışımlarında aradığı en önemli parçası…
Yüzyıllardır şifasından yararlanılmak için birbirinden önemli kişilerin kendilerini dağlara attığı, ulaşılması en zor ama her şeye faydası olan o bitki, kekik.
Efsanelere göre bu değerli bitki insanların kendi çabalarıyla ulaşması gereken refah, neşe ve neslin devamı için Afrodit tarafında Olimpos dağlarına bırakılmış, uzun çabalar ve uğraşlarla bu değerli özelliklere sahip olunması sağlanmıştır.
Üreme ve neslin devamı için gerekli olan kekiğin yüzyıllar önce tek çare olarak bilinmesi onu dağların sevinci olmasını sağlamıştır.
Kekik, doğası gereği oldukça sıcak ve güçlüdür, günümüzde öksürüğü bastırması, kötü kanı yatıştırması ve romatizmayı yatıştırması, nefes darlığı ve karaciğer hastalığına iyi gelmesiyle tanınan bu her derde deva bitkinin Olimpos dağlarından İnkaya dağlarına yayılan mucizevi yolculuğu başlamış ve şifa dağıtmak için yola çıkmıştır.
Kekik 90 cm yüksekliğe kadar boylanabilen, çok yıllık olmasıyla yıllarca şifasını bizlere geçirebilen, beyaz çiçekleriyle bize baharı neşeleyen bir bitkidir.
Soğuğa toleransı olan bu bitki, toprağını fazlaca seçmeden İnkaya’nın dağlarında kendine yer edinmiş, Haziran ve Temmuz aylarında 7 yıllık bir serüvene bizlerle başlamıştır.
Hipokrat’ın yazılarında solunum yollarına en iyi gelen bitki olarak yer edinmiştir. A vitamini ve C vitamini açısından zengindir; A vitamini mukoza zarı, göz sağlığı ve cilt sağlığı için önemli bir vitamindir, C vitamini bulaşıcı hastalıklara karşı direnç göstermektedir.
Günümüzde gıda, parfümeri, aromaterapi gibi alanlarda geniş alana sahip olan kekik, hala bazı kültürlerde yeni evlenen çiftlerin evlerinde, çiçek buketlerinde neslin devamı için kullanılmakta olup yaşantımızın her alanında bize kollarını açmaktadır.